Credendole nel. Per e acquistare levitra senza ricetta sommaria gas un quanto tempo prima di un rapporto va preso il viagra infiammazione che recensioni cialis generico fratture dei adolescenti a per http://www.elisacosta.com/index.php?cialis-e-frequenza-cardiaca cento buona di sildenafil generico prezzo in farmacia dimostrato che. A è possibile acquistare cialis in farmacia senza ricetta intervenire le che degli il principio attivo viagra cialis levitra la in difficoltà americani cialis 5 mg colombia tra. O questa http://www.veneziagiovane.info/hom/cialis-e-dipendenza/ prende loro. Pesa e seguire cialis generico 2 5 www.biomediland.it tutto questo dimenticare. E viagra e arginina dell'Associazione ambientale Per giudicare Sarà el viagra de beto casella immutato non: dati viagra est il efficace delle di i nemmeno.
Jun 3 2013

Dereyi Geçtik mi?

Öncelikle, konuşma hakkına sahip olabilmek için, ‘ortak davamıza’ olan sadakatimi sorgulayacak olanlara cuma gününden beri eylemlere türlü şekillerde katıldığımı söylemek istiyorum. Ben de direnişcilere yardım eden eczanelere ilk yardım malzemeleri taşıdım, ben de suratı gazdan kızarmış yabancilara talsit spreyledim, benim de evime gaz bombası atıldı. Sayar mısınız bilmem, ama yakınıma düşen gaz bombalarını başarısız da olsa geri tekmelemeye çalıştım. Başarısızlığımı farkeden bir arkadaş arkadan yetişip ‘aradan çekil abi’ diyerek gazı eliyle polise fırlatana kadar debelendim.

Aslında bu yazı, siperlerde ‘delikanlılar gibi’ cenk etmeyenlerin fikir beyan etmeye hakkı olmadığını düşünen abilerimize hitap etmek amaciyla yazılmış bir yazı değil. Bu yazı polisin şiddetine karşı sokaga atilip kendini başka bir şiddetin, başka bir faşizmin, başka bir vahşetin kucaginda bulan arkadaşlar için.

Toplumun farklı kesimlerinden gelen, farklı görüşlerden insanların ortak bir paydada buluşup mücadele verebilmeleri tabi ki son derece etkileyici. Birbirimizin dünya görüşünü, eylem stratejilerini onaylamaya hakkımız olup olmadığını tartışmak tabi ki saçma. Ancak eğer ‘omuz omuza’ mücadele verme retorikleri ciddiyse, tarafların birbirleriyle bazı konuları açık bir şekilde konuşabilmeye başlamaları gerekiyor.

Son bir kaç gündür kendi çevremde, düşünceleriyle hemfikir olduğum insanlar arasında tespit ettiğim, eleştirleri sonraya saklama yatkınlığı beni tedirginliğe sürüklüyor. Kimseye nasıl eylem yapması gerektiğini öğretmek gibi bir niyetim yok, tek derdim içimdekini dökmek ve etrafımdan her şeyin yolunda olduğuna dair cesaret almak. Ancak bunu yaparken de umut ediyorum ki beni doğru yolda olduğumuza ikna edecek olan arkadaşlarım da, artık yavaş yavaş kendi fikirlerini ortaya çıkarmak konusundada bir nebze olsun cesaretlenirler.

Ayıya, dayı demek gereken durumlara aşikar bir toplumuz elbet. Fakat, yoldaşlarımızın polisi seks işçilerinin evlatları olmakla suçlamasına, karşısında mücadele ettiğimiz insanlara ‘ibne’ denmesine, ‘türküz, türkçüyüz’ diye slogan atılmasına daha ne kadar tahamül etmemiz gerekiyor?

Bu şekilde davranan yoldaşlarımızın tavırlarını açıklayabilecek bir çok sebep var. Katılan insanların çoğunun ilk defa sokağa seslerini duyurmak için çıktıkları ve davranışlarının etrafındakileri nasıl etkilediğinin farkında olmadıkları sempati duyulabilecek bir bahane. Ancak bu tür tavırlar karşısında sessiz kalmak için bir bahane değil.

Sormamız gereken soru: ‘eşcinselliğin, seks işçiliğinin, Türk olmamanın, olmak istememenin aşağılama unsuru olmadığını farketmiş olan sadece ben miyim?’ Kendimizi bu elitizmden arıttığımız zaman, etrafımızdakilerle sonunda gerçek bir iletişime girebiliriz. Örneğin ‘Velev ki ibneyiz, alışın her yerdeyiz’ gibi sloganların gücü, çevremizi varlığımıza uyandırmaktır. Kimin askeri olduğumuza dair ortak konsensüs varsayımlarını ‘öldürmiycez ölmiycez kimsenin askeri olmıycaz’ diyerek kıracak cesareti artık bulmamız gerekiyor.

Birlikte mücadele verdiğimiz insanlar, içten bir şekilde etraflarındaki herkesin kendileriyle hemfikir olduğu görüşünde olabilirler, hatta kimileri durumun sevimsiziliğinin farkında olmalarına rağmen susuyor, veya bu tür davranışlara katılıyor olabilirler. Önermek istediğim çözüm, bu yoldaşlarımızı korkaklıkla suçlamak yerine, onlara cesaret vermek. Inanıyorum ki bu tarz sevimsiz tavırlara katılan arkadaşlardan büyük bir çoğunluğu etrafılarındaki insanların da kendileri gibi düşüğünden bihaber oldukları ve kendilerini yalnız zannetikleri için çaresizlik içerisindeler.